Gazeteciler sansür ve tutuklamalara karşı sokağa çıktı

Cumartesi günü İstanbul, Ankara, İzmir, Diyarbakır ve Adana başta olmak üzere Türkiye’nin en az on kentinde yüzlerce gazeteci ve binlerce yurttaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hükümetinin basına yönelik giderek tırmanan saldırılarını protesto etti. İstanbul ve İzmir’de Dünya Sosyalist Web Sitesi (WSWS) muhabirleri de yürüyüşlere katıldılar.

İstanbul’un Kadıköy ilçesinde, sansür ve tutuklamalara karşı gazeteciler ve destekçileri tarafından düzenlenen kitlesel gösteriden, 24 Ekim 2026.

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Basın Konseyi, Çağdaş Gazeteciler Derneği, DİSK Basın-İş ve Dicle Fırat Gazeteciler Derneği’nin aralarında bulunduğu basın meslek örgütlerinin çağrısıyla düzenlenen eylemler, TELE1 kanalına kayyım atanmasının birinci yılında ve Halk TV’ye 14 Ekim’de kayyım atanmasından kısa süre sonra, “Artık yeter, nefes alamıyoruz! Sansüre hayır, habere özgürlük” şiarıyla yapıldı.

İstanbul’da Kadıköy Boğa Heykeli önünde toplanan kitle İskele Meydanı’na yürüdü. TELE1 ve Halk TV’nin çalışanlarının da katıldığı yürüyüşte tutuklu gazetecilerin isimleri tek tek okundu, “Özgür basın susturulamaz” ve “Gazeteciler tutsak, foncular özgür” sloganları atıldı.

Ankara’da Kolej Meydanı’ndan Sakarya Caddesi’ne yürüyen gazeteciler “İsmail çıkacak, yine yazacak” diye seslendi. Burada okunan mesajında BirGün muhabiri İsmail Arı, aynı yıl içinde, aynı adliyede ve aynı suçlamayla ikinci kez tutuklandığını belirterek “Bırakın işimizi yapalım” dedi. Arı, 21 Ekim’de “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” asılsız iddiasıyla tutuklanıp cezaevine gönderilmişti.

Loading Tweet ...
Tweet not loading? See it directly on Twitter

İzmir’de Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde toplanan gazeteciler, açıklamanın ardından Zübeyde Hanım Heykeli’ne yürüyerek kalemlerini bıraktı. Eylemde WSWS’nin “Gazetecilere ve basına özgürlük” ve “Ukrayna’da savaş karşıtı yazılarından 15 yıla mahkûm edilen Bogdan Syrotiuk’a özgürlük” dövizi de açıldı.

Eylemler, basına yönelik saldırının yeni bir boyut kazandığı bir dönemde düzenlendi. Yaklaşık 20 ayda Flash Haber TV, Ekotürk, Habertürk ve TELE1’in de aralarında bulunduğu 10 televizyon kanalına kayyım atandı; son olarak Halk TV’ye el konuldu. T24’ün sitesine, Mezopotamya Ajansı ve JINNEWS’e erişim engellendi. İfade Özgürlüğü Derneği’ne (İFÖD) göre yalnızca eylül ayında en az 1.270 X hesabı erişime engellendi. Evrensel, soL Haber, Kısa Dalga, bianet, T24 ve Halk TV’nin hesapları da bunlar arasında; Elon Musk’ın X’i hesapları Türkiye’den görünmez kıldı. Sansürü belgeleyen EngelliWeb’in ve İFÖD’ün hesapları bile engellendi.

Gazetecilere yönelik tutuklamalar da hızla artıyor. Bağımsız İletişim Ağı’na (BİA) göre temmuz-eylül döneminde 7 gazeteci tutuklandı. Yalnızca ekimin ilk üç haftasında ise en az 7 gazeteci tutuklandı. Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği’nin (MLSA) listesine göre, halen 29 gazeteci ve medya çalışanı cezaevinde, İsmail Saymaz ise ev hapsinde bulunuyor. Tutuklamaların başlıca aracı, 2022’de yürürlüğe giren ve “sansür yasası” olarak bilinen, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunu düzenleyen TCK 217/A maddesidir.

İsmail Arı’nın davası, bu yasanın nasıl kullanıldığını açıkça gösteriyor. Arı, 2024’te eski Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı ve bugünkü Türk Telekom Genel Müdürü Ebubekir Şahin’in akrabalarının RTÜK’te yönetici yapıldığını, bu yılın ocak ayında ise Şahin’in kızının Rekabet Kurumu’na sınavsız atandığını haber yapmıştı. Şahin buna karşı Arı ve BirGün aleyhine tazminat davası açtı; Arı, görüşünü almak için Şahin’e gönderdiği mesaj nedeniyle “huzur ve sükunu bozma” suçlamasıyla da yargılanıyor. Tutuklamaya yol açan son şikâyette ise Arı’nın, fon skandalının firari ismi Osman Arıkan Nacar ile Şahin’in tanışıklığına ilişkin bir haberi paylaştığı ileri sürüldü. Avukatlarına göre şikâyette neyin “gerçeğe aykırı” olduğu bile belirtilmiyor. İfade vermeye kendi isteğiyle giden Arı, “kaçma şüphesi” iddiasıyla tutuklandı.

Fon skandalına ilişkin açıklamaları nedeniyle ev hapsinde tutulan gazeteci Murat Ağırel ise 19 Ekim’de, YENİ Parti Milletvekili Mustafa Sarıgül’ün ailesine yönelik kara para aklama soruşturmasında “örgüte bilmeden yardım etme” suçlamasıyla tutuklandı. Haberlere göre Ağırel, kendisine gönderilen ama teyit edemediği bilgiler nedeniyle, yapmadığı bir haber nedeniyle suçlanıyor.

Eylülde patlak veren fon skandalı, 450 bini aşkın yatırımcının birikimlerini dondururken, Erdoğan’ın Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) üst düzey isimlerinin ve hükümete yakın çevrelerin nasıl vurgun yaptığını gözler önüne serdi. Artan halk öfkesinin ortasında, bu suça bulaştığından şüphelenilen üst düzey yetkililer değil, gazeteciler ve basın hedef alındı. Halk TV, Erdoğan’ın en güçlü rakibi olarak görülen tutuklu cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun 19 ay sonra ilk kez savunma yapacağı sabah karartıldı.

İşçi sınıfı hayat pahalılığı ve düşürülen reel ücretlerle yoksullaşırken, kapitalist oligarşi muazzam bir servet ve gücü elinde yoğunlaştırmış durumda. Buna, halkın ezici çoğunluğu tarafından nefret edilen ABD ve NATO emperyalizmi ile artan iş birliği eşlik ediyor. Kapitalist oligarşiyi zenginleştiren politikalar uygularken savaş hazırlıklarını artan sosyal kesintilerle finanse etmeye çalışan hükümet, işçi sınıfı ve gençlik içinde büyüyen muhalefeti bastırmak için ifade ve basın özgürlüğünü giderek ortadan kaldırıyor.

En yoğun ifadesini Trump’ın ABD’de diktatörlük kurma girişiminde bulan bu eğilim, dünya kapitalist sisteminin derinleşen krizinin ürünüdür. WSWS’nin açıkladığı gibi, Avrupa ve dünya genelinde gelişen kitlesel protestolar ile tırmanan emperyalist savaş, aynı krizin iki yüzünü oluşturuyor. Her yerde egemen sınıflar, savaşa, militarizme ve kemer sıkmaya karşı büyüyen muhalefete polis devleti önlemleriyle yanıt veriyor. Türkiye’nin ve NATO’nun müttefiki Ukrayna’da bir mahkeme, ABD-NATO’nun Rusya’ya karşı yürüttüğü vekâlet savaşına uluslararası işçi sınıfının bakış açısından karşı çıkan 27 yaşındaki sosyalist Bogdan Syrotiuk’u 10 Ağustos’ta “sıkıyönetim altında vatana ihanet” suçlamasıyla 15 yıl hapse mahkûm etti.

WSWS, tutuklu gazetecilerin, Bogdan Syrotiuk’un ve tüm siyasi mahpusların derhal ve koşulsuz serbest bırakılmasını talep ediyor. Medya kuruluşlarına atanan kayyımlar ve internetteki erişim engelleri derhal kaldırılmalıdır. Temel demokratik hakların söz konusu olduğu bu mücadelede yönelinmesi ve harekete geçirilmesi gereken toplumsal güç, savaşın ve kemer sıkmanın bedelini ödeyen uluslararası işçi sınıfıdır.

Loading